top of page
Search

Davranışı Değiştirmeden Önce, Onu Anlayabilir miyiz?

Writer: Merve Cakir
Merve Cakir
2 days ago
2 min read

Updated: 3 hours ago


Bazen aynı davranışı tekrar tekrar gösteririz.


Sonra da kendimize kızarız.


“Neden yine böyle tepki verdim?”


“Neden bildiğim halde farklı davranamadım?”


Daha sabırlı, daha sakin, daha kararlı olmak isteriz. Ama çoğu zaman yalnızca görünen davranışa odaklanırız.


Oysa davranışlarımızın arkasında düşüncelerimiz, öğrendiğimiz kabuller, duygularımız, ihtiyaçlarımız ve geçmiş deneyimlerimiz bulunabilir.


Bir düşünelim.


Birinin söylediği söz bizi rahatsız ediyor. Belki yeterince önemsenmediğimizi ya da yaptığımız işin takdir edilmediğini düşünüyoruz.


Ama biraz daha yakından baktığımızda zihnimizden şu düşüncenin geçtiğini fark edebiliriz:


“Yaptığım iş takdir edilmiyorsa, yeterince iyi değilim.”


Peki, yaptığımız işin değerini başkalarının onayına göre ölçmeye ne zaman başladık?


Bu gerçekten kendi değerlendirmemiz mi, yoksa yıllar içinde öğrendiğimiz bir ölçü mü?


Bazen bizi zorlayan yalnızca yaşadığımız olay değil, o olaya verdiğimiz anlamdır.


Bu, karşımızdaki kişinin davranışının önemsiz olduğu anlamına gelmez. Ancak kendi yorumumuzu fark etmek, değiştirebileceğimiz kısmı görmemizi sağlar.


Peki, aynı yaklaşımı çocuklara eşlik ederken de kullanabilir miyiz?


Bir çocuk verdiğimiz yönergeyi takip etmiyor, başladığı etkinliği yarım bırakıyor ya da sürekli itiraz ediyor.


İlk tepkimiz davranışı düzeltmek olabilir.


“Dikkatini toplamalı.”


“Kurallara uymalı.”


“Daha uyumlu davranmalı.”


Fakat çocuk yönergeyi anlamamış, etkinlikte zorlanmış ya da o anda dikkatini düzenlemekte güçlük çekiyor olabilir.


Aynı davranış, farklı çocuklarda farklı nedenlerle ortaya çıkabilir.


Davranışı anlamak; çocuğun gelişim düzeyini, ihtiyaçlarını, deneyimlerini ve bulunduğu ortamı birlikte değerlendirmeyi gerektirir.


Üstelik çocuğu gözlemlerken kendi değerlerimiz ve beklentilerimiz de bizimle birlikte gelir.


Düzeni önemseyen bir yetişkin, sürekli hareket eden çocuğu uyumsuz olarak görebilir. Bağımsızlığı önemseyen başka biri ise aynı davranışta keşfetme isteği görebilir.


Oysa iki yorum da tek başına çocuğu anlamak için yeterli değildir.


Çünkü gözlemlediğimiz şeyle, ona verdiğimiz anlam her zaman aynı değildir.


Bu nedenle kendimize sormamız gereken sorular var:


Ben bu davranışı neden sorun olarak görüyorum?


Hangi beklentim karşılanmadı?


Çocuğun davranışında gerçekten ne gözlemliyorum?


Bu davranış hangi ihtiyacı ya da gelişmekte olan beceriyi gösteriyor olabilir?


Bu sorular sınır koymaktan vazgeçmek değil, nasıl yaklaşacağımızı daha bilinçli seçmek içindir.


Çünkü çocuklara rehberlik etmek, yalnızca onların davranışlarını yönetmek değil; kendi düşüncelerimizin ve beklentilerimizin rehberliğimizi nasıl etkilediğini de fark edebilmektir.


Davranış görünen kısımdır. Değişim ise çoğu zaman görünmeyeni fark etmekle başlar.


Ve bazen bir çocuğu daha iyi anlayabilmek için önce ona hangi düşüncelerimizin içinden baktığımızı görmemiz gerekir.



 
 
 

Comments


© 2035 by Norah Horowitz, Ph.D. Powered and secured by Wix

bottom of page